Dühâ (Kuşluk) - İşrak Vakti

Nehâr-ı şer’înin, ya’nî oruc zemânının dörtde birine, ilmi-i nücûm âlimleri, ya’nî astronomi âlimleri, (Dühâ) vakti diyor. Bu vakt, kerâhet zemânının sonudur. Din âlimleri, bu vakte (İşrak vakti) ya’nî kuşluk zemânının başladığı vaktdir, diyorlar. Dühâ vaktinde güneş merkezinin üfk-ı hakîkîden irtifâ’ı beş derecedir. Alt kenârı, üfk-ı mer’îden bir mızrak boyu irtifâ’ındadır. Dühâ vakti Türkiyede, güneşin tulû’undan (doğuşundan) takrîben 40 dakîka sonradır. Bu iki vakt arasındaki zemân, (Kerâhet zemânı)dır. Dühâ vakti olunca, hergün iki rek’at (İşrak nemâzı) kılmak sünnetdir. Bu nemâza (Kuşluk nemâzı) da denir. Bayram nemâzı da, bu vaktde kılınır. Duhâ ya’nî kuşluk vakti, hiç olmazsa iki rek’at nemâz kılmak lâzımdır. Teheccüd ve kuşluk nemâzlarının en çoğu oniki rek’atdir. [Nâfile nemâzlarda, gece iki rek’atde, gündüz dört rek’atde selâm verilir.]

Kuşluk [Dühâ] nemâzını terk etmemeli! Resûl-i ekrem buyurdu ki: (Yâ Ebâ Hüreyre! Kuşluk nemâzını terk etme! Cennetin bir kapısı vardır ki, ona “Dühâ kapısı” derler. Bu kapıdan yalnız kuşluk nemâzı kılanlar girer.) Her kim kuşluk nemâzını iki veyâ dört rek’at kılarsa, zâkirler zümresine yazılır. Altı veyâ sekiz rek’at kılsa, sıddîklar zümresine yazılır. [Bu vaktlerde kazâ nemâzı kılan, hem borcundan kurtulur, hem de bu sevâblara kavuşur.]

Boğularak, yanarak, garîb, kimsesiz olarak, dıvâr ve enkâz altında kalarak ölenler ve ishâlden, tâ’ûndan [sârî hastalıklardan], lohusalıkda, sar’a hastalığında, Cum’a gecesinde ve gününde, din bilgilerini öğrenmekde, öğretmekde ve yaymakda iken ölenler ve âşık olup, aşkını, iffetini, nâmûsunu saklarken ölenler, zulm ile habs olunup ölenler, Allah rızâsı için müezzinlik yaparken, islâmiyyete uygun ticâret yaparken, çoluk çocuğuna din bilgisi öğretirken ve ibâdet yapmaları için çalışırken vefât edenler, hergün yirmibeş kerre (Allahümme bârik lî filmevt ve fî-mâ ba’d-el-mevt) okuyanlar, Duhâ ya’nî kuşluk nemâzı kılanlar, her ay üç gün oruc tutanlar, yolculukda da vitr nemâzını terk etmiyenler, ölüm hastalığında, kırk kerre (Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü min-ez-zâlimîn) okuyanlar, her gece Yasîn okuyanlar, abdestli olarak yatanlar, devâmlı olarak mudârâ edenler [ya’nî dîni korumak için dünyâlık verenler], gıdâ maddeleri getirip ucuza satanlar, soğukda gusl abdesti alınca hastalanıp ölenler, her sabâh veyâ akşam devâmlı olarak üç kerre (E’ûzü billâhissemî’il’alîmi mineş-şeytânirracîm) ile (Haşr)sûresinin sonunu [Hüvallahüllezî..yi] okuyanlar (Âhıret şehîdi) olurlar. [Hiç harâm lokma yimemiş, (Takvâ ehli) çürümez. Başka sebeble çürümemenin, şehîdlik ile alâkası yokdur.]