1- Süâl: Nemâz kılması harâm olan vakitler nelerdir? Ne kadar zemân devâm eder?

Kerâhet zemânları hakkında, TEFERRUATLI MALÛMAT için buraya tıklayınız

2- Süâl: Kazâ nemâzı ve nâfile nemâzlar, hangi vakitlerde kılınmaz?

CEVÂB:

Kazâ ve nâfile nemâzları, 1.inci cevâbda bildirilen 3 kerâhet zemânlarında kılınmaz.

Kerâhet vakitlerinde kılınan nâfileler sahîh olursa da, tahrîmen mekrûh olur. Bu üç vakitte başlanan nâfileleri bozmalı, başka zemânlarda kazâ etmelidir!

Ayrıca nâfile nemâz kılmanın mekrûh olduğu iki vakit dahâ vardır.

Kazâ nemâzları, kerâhet  zemânları hâric, her zemân kılınır.

3- Süâl: Nemâz kılmanın tahrîmen mekrûh olduğu vakitler tam dakîka olarak ne kadardır?

 CEVÂB:

Kesin bir müddet söylenemez.  Kerâhet zemânları, bulunulan yerin arz (enlem) derecesine ve günlere göre değişir.

a) Türkiyede:

 1.ci Kerâhet zemânı:

 2.ci Kerâhet zemânı:

 3.cü Kerâhet zemânı:

b) Diğer memleketlerde:

Meselâ; 21 Hazîran 2014 târîhinde,

Parisde Güneşin doğuşu olan 5:41 ile işrâk vakti 6:41 arasındaki 1 sâatlik müddetdir.
Londrada Güneşin doğuşu olan 4:36 ile işrâk vakti 5:42 arasındaki 1 sâat 6 dakîkalık müddetdir.  
Rusya/Kazanda ise, Güneşin doğuşu olan 3:50 ile işrâk vakti 5:08 arasındaki 1 sâat 18 dakîkalık müddetdir.
New York Güneşin doğuşu olan 5:18 ile işrâk vakti 6:11 arasındaki 53 dakîkalık müddetdir.
Sidney Güneşin doğuşu olan 6:55 ile işrâk vakti 7:40 arasındaki 45 dakîkalık müddetdir.

Bu kerâhet vaktinin başlangıcı, öğle nemâzı vaktinden;

Parisde Öğle vakti olan 14:04’den 23 dakîka öncedir. Yani öğle kerâhet vakti 13:41 - 14:04 arasıdır.
Londrada Öğle vakti olan 13:15’den 26 dakîka öncedir. Yani öğle kerâhet vakti 12:49 – 13:15 arasıdır.
Rusya / Kazanda ise, Öğle vakti olan 13:01’den 31 dakîka öncedir. Yani öğle kerâhet vakti 12:30 – 13:01 arasıdır.
New York Öğle vakti olan 13:09’dan 22 dakîka öncedir. Yani öğle kerâhet vakti 12:47 – 13:09 arasıdır.
Sidneyde ise, Öğle vakti olan 12:05’den 17 dakîka öncedir. Yani öğle kerâhet vakti 11:48 – 12:05 arasıdır.

Diğer bazı şehirler için ise;

Parisde İsfirâr vakti olan 21:14 ile Akşam vakti 22:05 arasındaki 51 dakîkalık müddetdir.
Londrada İsfirâr vakti olan 20:34 ile Akşam vakti 21:29 arasındaki 55 dakîkalık müddetdir.
Rusya / Kazanda ise, İsfirâr vakti olan 20:37 ile Akşam vakti 21:41 arasındaki 1 sâat 4 dakîkalık müddetdir.
New York İsfirâr vakti olan 19:55 ile Akşam vakti 20:39 arasındaki 44 dakîkalık müddetdir.
Sidneyde ise, İsfirâr vakti olan 16:21 ile Akşam vakti 17:00 arasındaki 39 dakîkalık müddetdir.

4- Süâl: Nemâz kılınması tahrîmen mekrûh olan vakitlerde, Kur’ân-ı kerîm okumak, duâ etmek veya başka ibâdet yapmakta mahzûr var mı?

 CEVÂB:

Nemâz kılınması mekrûh olan vakitlerde, Kur’ân-ı kerîm okumakda, duâ etmekde, kaza
ve nafile nemâzları haric, başka bir ibâdet yapmakta mahzûr yoktur. Üç kerâhet vaktinde, önceden hâzırlanmış cenâzenin nemâzı, secde-i tilâvet ve secde-i sehv de câiz değildir. Hâzırlanması bu vakitlerde biten cenâzenin nemâzını, bu vakitlerde kılmak câiz olur.

5- Süâl: Nemâz kılınması tahrîmen mekrûh olan vakitlerde, meselâ akşama yarım sâat kala, secde-i tilâvet yapmak da mekrûh olur mu?

CEVÂB:

Üç kerâhet vaktinde, secde-i tilâvet câiz değildir.

6- Süâl: Seâdet-i Ebediyye’de, (Mekrûh vakitte başlanan farzlar sahîh olmaz) deniyor. Mekrûh vakitte ikindinin farzı kılınsa da mı sahîh olmaz?

 CEVÂB:

Güneş batarken olan mekrûh vakitte, ikindinin farzı kılınsa sahîh olur.
Çünkü, Güneş batarken, yalnız o günün ikindisi kılınır. İkindi nemâzını kılamayanlar,  bu kerâhet vaktinde sadece farzını mutlaka kılmalı, nemâzı kazâya bırakmamalıdır. Ayrıca, ikindiyi kılarken güneş batsa bile, güneş batmadan önce, Hanefîde iftitâh tekbîri alan, Mâlikîde ve Şâfi’îde ise, bir rek’at kılan, nemâzı vaktinde kılmış olur.

7- Süâl: Kerâhet vaktinde meselâ akşam ezânına 10-15 dakîka kala, ikindi nemâzını kılmak mı uygun olur, yoksa bekleyip akşamdan sonra kazâ mı etmek daha uygundur?

CEVÂB:

İkindi nemâzının farzını kılmak şarttır. İkindi nemâzını kılamayanlar, bu kerâhet vaktinde, sadece farzını mutlaka kılmalı, nemâzı kazâya bırakmamalıdır.

(Dürr-ül-muhtâr)da, ikiyüzellialtıncı sahîfede buyuruyor ki, (Farz nemâzı, özrü olmadan, vakti geçdikden sonra kılmak, yani kazâya bırakmak harâmdır). Dörtyüzseksenbeşinci sahîfede buyuruyor ki, (Farz nemâzı, özrsüz [ya’nî islâmiyyetin gösterdiği sebeb olmadan] vaktinden sonra kılmak, büyük günâhdır.

Bu günâh, yalnız kazâ edince afv olmuyor. Kazâ etdikden sonra, ayrıca tevbe veyâ hac etmek de lâzımdır. Kazâ edince, yalnız nemâzı kılmamak günâhı afv olur. Kazâ kılmadan, tevbe edilince, terk günâhı afv olmadığı gibi, te’hîr günâhı da afv olmaz. Çünki, tevbenin kabûl olması için, günâhdan sıyrılmak şartdır).

8- Süâl: Bir kimse, öğle nemâzını vaktinde kılamasa, meselâ uyuyakalsa, uyandığında da mekrûh vakit girmiş olsa, önce öğleyi kazâ edip sonra ikindiyi mi kılar, yoksa ikindiyi kılıp, öğleyi daha sonra mı kazâ eder?

CEVÂB:

Tertîb sâhibi değilse, yani beş vakitden fazla kazâ nemâzı varsa, sadece ikindi nemâzını kılar. Mekrûh vakitte ikindinin farzından başka nemâz kılınmaz. Kılamadığı öğle nemâzının kazâsını, akşam nemâzından sonra geciktirmeden kılmalıdır.  Çünkü, farz nemâzı terk etmek büyük günâhdır. Hemen tevbe etmek lâzımdır. Tevbeyi [yani kazâ kılmağı] gecikdirmek dahâ büyük günâhdır. Bu büyük günâh, kazâ kılacak kadar zemân, yani 6 dakîka geçince, bir misli artar.

Fakat tertîb sâhibi ise, yani beş vakit veya beş vakitten az kazâya kalmış nemâzı var ise, önce öğleyi kazâ edip, sonra ikindi nemâzını kılar. Tertîb sâhibi olan kimsenin, önce kılmadığı nemâzı hâtırlaması, nemâzı bozar.

Bir günlük beş vakt farzı ve vitr nemâzını kılarken ve kazâ ederken tertîb sâhibi olmak farzdır. Ya’nî, nemâz kılarken, sıralarını gözetmek lâzımdır. Cum’a farzını da, o günün ögle nemâzı sırasında kılmak lâzımdır. Sabâh nemâzına uyanamıyan, hutbe okunurken bile hâtırlarsa, hemen bunu kazâ etmelidir. Bir nemâzı kılmadıkça ve bunu kazâ etmedikce, bundan sonraki beş nemâzı kılmak câiz olmaz. Hadîs-i şerîfde, (Bir nemâzı uykuda geçiren veyâ unutan kimse, sonraki nemâzı cemâ’at ile kılarken hâtırlarsa, imâmla nemâzı bitirip, sonra önceki nemâzını kazâ etsin! Bundan sonra, imâmla kıldığını tekrâr kılsın!) buyuruldu.

 9- Süâl:  İkindi nemâzını kerâhet vaktine geciktirmek tahrîmen mekrûhtur. Böyle tahrîmen mekrûh olarak kılınan nemâzın kazâsı lâzım mıdır?

CEVÂB:

Kazâsı lâzım değildir. İkindi nemâzını güneş sarardıkdan sonra,  yani alt [ön] kenârı, zâhirî (görünen) ufuk hattına bir mızrak boyu yaklaşıncaya kadar gecikdirmek harâmdır. İkindiyi kılarken güneş batarsa, bu nemâz sahîh olur. Güneş batarken, yalnız o günün ikindi nemâzının farzı kılınır.  Kerâhet vakti de olsa kılmak farzdır. Kerâhet vaktinde de kılınsa, nemâz kılınmış olur, kazâsı gerekmez.

İsfirâr vaktine kadar ikindi nemâzını  kılamayanlar, sadece  ikindi nemâzının farzını  kerâhet zemânında mutlaka kılmalı, nemâzı kazâya bırakmamalıdır. Ayrıca, kerâhet zemânında ikindiyi kılarken güneş batsa bile, güneş batmadan önce, Hanefîde iftitâh tekbîri alan, Mâlikîde ve Şâfi’îde ise, bir rek’at kılan, nemâzı vaktinde kılmış olur.

10- Süâl:  Sabâh ve öğle nemâzının kerâhet sâati kaçta başlar?

CEVÂB:

Sabah ve öğle nemâzlarının başlangıç ve son vakitleri arasındaki müddetlerin içerisinde kerâhet vakti yoktur.

Sabâh nemâzının vakti, dört mezhebde de (Fecr-i sâdık), yani imsâk denilen beyazlığın doğudaki ufuk hattının bir noktasında görülmesi ile başlar. Güneş doğunca sona erer. Bu müddet içerisinde kerâhet zemânı yokdur.

Öğle Nemâzının Vakti,
gölgelerin boyunun en kısa olduktan sonra, uzamağa başladığı zemândan i’tibâren başlar.  Gölgenin en kısa uzunluğuna ilâve olarak,  cismin kendi boyu veya  boyunun iki misli uzayıncaya kadar devâm eder. Birincisi iki imâma, yani İmâm-ı Ebû Yûsüf ile İmâm-ı Muhammede ve diğer üç hak mezhebe göre, ikincisi ise, İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfeye göredir “rahmetullahi aleyhim”. Bu müddet içerisinde de kerâhet zemânı yokdur.

11- Süâl: Seâdet-i Ebediyye’de (Üç mekrûh vakitte, secde-i tilâvet ve secde-i sehv câiz değildir) deniyor. Yani ikindi nemâzını kılmamışsak, kerâhet vakti de girmişse, meselâ akşama yarım sâat kalmışsa, ikindinin farzını kılarken, secde-i sehvi gerektiren bir şey olsa, secde-i sehv yapmayacak mıyız?

 CEVÂB:

Evet secde-i sehv yapılmaz. Üç kerâhet vaktinde  secde-i sehv yapmak câiz olmaz.