(Dahve-i kübrâ) vakti

Nehâr-ı şer’înin yarısına (Dahve-i kübrâ) vakti denir. Yani, İmsâkden, Akşam namazı vaktine kadar olan şer’î gündüz müddetin yarısına denir.

Dört mezheb âlimleri sözbirliği ile bildiriyorlar ki, oruca fecr-i sâdık (imsâk) denilen beyâzlığın, üfk-ı zâhirî (görünen ufuk) hattının bir noktasında ağarması ile başlanır. (Mültekâ) kitâbında buyuruyor ki: (Oruc, fecrin ağarmasından, güneş batıncaya kadar, yimeği, içmeği ve cimâ’ı terk etmekdir.

Bir gün evvel güneş batmasından, oruc günü (Dahve-i kübrâ)ya kadar, Ramezân orucuna kalb ile niyyet etmek de farzdır. İbâdetlerin sahîh olması için, Allahü teâlânın rızâsı için yapmağa niyyet etmek lâzımdır. Niyyet, kalb ile olur. Yalnız söylemek ile niyyet edilmiş olmaz. Fecr, ya’nî imsâk vaktinden evvel niyyet ederken, (Niyyet etdim, yarın oruc tutmağa) denir. İmsâkdan sonra niyyet ederken, (bugün oruc tutmağa) denir.

Hanefî mezhebinde oruca niyyet etmek zemânı, bir gün evvel, güneşin batmasından başlayarak, ertesi gün, (Dahve-i kübrâ) vaktine kadardır.

Belli gün olan adak orucunun ve nâfile orucun niyyet zemânı da böyledir.

Kazâ ve keffâret orucuna ve mu’ayyen olmayan adak oruclarına fecrden sonra niyyet edilemez.

Hergün ayrı niyyet etmek lâzımdır. (Hindiyye)de diyor ki, (Niyyet kalb ile olur. Sahura kalkmak, niyyet demekdir.)

Ramezân orucuna niyyet ederken, Ramezân demeyip, yalnız oruc demek de câizdir.

(Dahve-i kübrâ) vakti nasıl hesâblanır?