MANZUM MENKIBE - HAZRET-İ HATİCE
Hatîce vâlidemiz, Resûl'le nişanlıyken,
Şöyle haber gönderdi o Server'e gizliden:
(Etrâftan diyorlar ki; "Sen bu zenginliğinle,
Nasıl evleniyorsun öyle fakîr biriyle?"
Bu dedikoduları bertaraf etmek için,
Bizim eve, az bir şey çeyiz gönderir misin?
Ben, o gelen şeyleri, çoğaltıp bendekiyle,
Herkese gösteririm "Senden gelen mal" diye.)
Allah'ın Sevgilisi alınca bu haberi,
Hiç malı yok idi, mahzûn oldu kalpleri.
"Kimden ödünç alayım?" diye düşünür iken,
Hâtırına, hazreti Ebû Bekr geldi birden.
Dedi: (Sevgili dostum, bir şey mi üzdü sizi?
Düşünceli görürüm zîra hazretinizi.)
Buyurdu: (Yâ Ebâ bekr, bugün ben Hatîce'ye,
Göndermem gerekiyor bir şeyler çeyiz diye.)
O dedi: (Bu iş kolay, niçin üzülüyorsun?
Benim ne malım varsa, yoluna fedâ olsun.
Az önce haber aldım, bir kervanım gelecek,
Şam'a göndermiş idim, şimdi şehre girecek.
Hepsi "Yetmiş deve"dir, yüklüdür çok mâl ile,
O kervan sizin olsun, bilcümle emvâliyle.
Kervanı, Hatîce'ye gönder çeyiz olarak,
Yeter ki kalbinize toz konmasın en ufak.)
Hazreti Ebû Bekir durdurup kervanını,
"İpekli kumaşlar"la donattı her yanını,
Ve görmeleri için bunu ahâlînin de,
Dolaştırdı kervanı Mekkenin dâhilinde.
Mekke halkı görünce, yetmiş yüklü deveyi,
Dediler: (Hiç görmedik böyle çok hediyeyi.)
"Hatîce vâlidemiz", yirmibeş yıl, berdevâm,
O Servere hizmette, gösterdi çok ihtimâm.
O, Resûl-i ekreme çok hizmet ettiğinden,
Allahü teâlâ da hoşnûd oldu kendinden.
Peygamber Efendimiz, ona bir gün dedi ki:
Ey Hatîce, Rabbimiz bana emreyledi ki,
"Müjde ver Hatîce'ye, de ki, Allah Cennette,
Sana, beyaz inciden köşk verecek elbette.
Erkek : Timur - Kız : Neclâ - Yemek : Sütlü çorba, Izgara Köfte, Salata, Meyve
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE