SOHBET - SÜNNETİN ÜÇ MANASI
Sünnet kelimesi, kullanış yerleri bakımından birkaç mânâya gelir:
1- Sünnet; yol demektir. Bu yol iyi de olur, kötü de olur.
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
" Kim İslâmda bir sünnet-i hasene çıkarırsa [güzel bir çığır açarsa], onun ve onunla amel edenlerin sevâbı kadar sevap alır. Amel edenlerin sevâbından da hiç bir şey eksilmez. Kim de sünnet-i seyyie çıkarırsa [kötü bir çığır açarsa] onun ve onunla amel edenlerin günahı kadar günah kazanır. Amel edenlerin günahından da hiç bir şey eksilmez."
"Sünnetullah", "Sünnet-i Resûlillah" kelimelerinde de "sünnet" kelimesi "yol" mânâsındadır.
Sünnet, İslâmiyyet, mânâsına da gelir.
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
"Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz kâfir olursunuz."
"Sünnetimi terk edene, şefâatim haram oldu."
"Ümmetimin arasında fitne, fesat yayıldığı zaman sünnetime sarılana 100 şehit sevâbı verilir."
Bu hadîs-i şerîflerde geçen sünnet, İslâmiyet, Ehl-i sünnet i'tikâdı demektir. Birinci hadîs-i şerîfin mânâsı; "İslâmiyyeti terk eden kâfir olur.", ikinci hadîs-i şerîfin mânâsı; "Ehl-i sünnetten ayrılanlar şefâate kavuşamaz." demektir. Çünkü hadîs-i şerîfte; "Allaha şirk koşmadan [yânî îmânla] ölen herkese şefâat edeceğim." ve "Şefâatim ümmetimden büyük günâh işleyenleredir." buyuruldu. Üçüncü hadîs-i şerîfin mânâsı; "Selef-i sâlihîn zamanındaki din bilgilerine uyana yüz şehîd sevâbı vardır." demektir.
2- "Kitab ve sünnet" denince, Kitap, Kur'ân-ı kerîm, Sünnet ise, hadîs-i şerîflerdir.
3- "Farz ve sünnet" denince, farz Allahü teâlânın, sünnet de Peygamber efendimizin emirleri demektir. Bu sünnet de üçe ayrılır:
1- "Sünnet-i hüdâ", İkâmet okumak, cemâatle namaz kılmak gibi İslâm dîninin şiârı olup, başka dinlerde bulunmaz. Buna sünnet-i müekkede de denir. Müekked sünnetleri özürsüz devamlı terk etmek mekruhtur. Peygamber efendimiz bu sünnetleri nâdiren terk etmiştir.
2- "Sünnet-i gayr-i müekkede", Peygamber efendimizin ara sıra terk ettiği sünnetlerdir. İkindi namazının sünneti böyledir.
3- "Sünnet-i zevâid", Resûlullahın ibâdet olarak değil de, âdet olarak devamlı yaptığı şeylerdir. Meselâ; Peygamber efendimizin entari giymesi, saçını uzatması sünnet-i zevâiddir. Zevâid sünnetleri terk etmek mekruh olmaz.
1- Sünnet; yol demektir. Bu yol iyi de olur, kötü de olur.
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
" Kim İslâmda bir sünnet-i hasene çıkarırsa [güzel bir çığır açarsa], onun ve onunla amel edenlerin sevâbı kadar sevap alır. Amel edenlerin sevâbından da hiç bir şey eksilmez. Kim de sünnet-i seyyie çıkarırsa [kötü bir çığır açarsa] onun ve onunla amel edenlerin günahı kadar günah kazanır. Amel edenlerin günahından da hiç bir şey eksilmez."
"Sünnetullah", "Sünnet-i Resûlillah" kelimelerinde de "sünnet" kelimesi "yol" mânâsındadır.
Sünnet, İslâmiyyet, mânâsına da gelir.
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
"Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz kâfir olursunuz."
"Sünnetimi terk edene, şefâatim haram oldu."
"Ümmetimin arasında fitne, fesat yayıldığı zaman sünnetime sarılana 100 şehit sevâbı verilir."
Bu hadîs-i şerîflerde geçen sünnet, İslâmiyet, Ehl-i sünnet i'tikâdı demektir. Birinci hadîs-i şerîfin mânâsı; "İslâmiyyeti terk eden kâfir olur.", ikinci hadîs-i şerîfin mânâsı; "Ehl-i sünnetten ayrılanlar şefâate kavuşamaz." demektir. Çünkü hadîs-i şerîfte; "Allaha şirk koşmadan [yânî îmânla] ölen herkese şefâat edeceğim." ve "Şefâatim ümmetimden büyük günâh işleyenleredir." buyuruldu. Üçüncü hadîs-i şerîfin mânâsı; "Selef-i sâlihîn zamanındaki din bilgilerine uyana yüz şehîd sevâbı vardır." demektir.
2- "Kitab ve sünnet" denince, Kitap, Kur'ân-ı kerîm, Sünnet ise, hadîs-i şerîflerdir.
3- "Farz ve sünnet" denince, farz Allahü teâlânın, sünnet de Peygamber efendimizin emirleri demektir. Bu sünnet de üçe ayrılır:
1- "Sünnet-i hüdâ", İkâmet okumak, cemâatle namaz kılmak gibi İslâm dîninin şiârı olup, başka dinlerde bulunmaz. Buna sünnet-i müekkede de denir. Müekked sünnetleri özürsüz devamlı terk etmek mekruhtur. Peygamber efendimiz bu sünnetleri nâdiren terk etmiştir.
2- "Sünnet-i gayr-i müekkede", Peygamber efendimizin ara sıra terk ettiği sünnetlerdir. İkindi namazının sünneti böyledir.
3- "Sünnet-i zevâid", Resûlullahın ibâdet olarak değil de, âdet olarak devamlı yaptığı şeylerdir. Meselâ; Peygamber efendimizin entari giymesi, saçını uzatması sünnet-i zevâiddir. Zevâid sünnetleri terk etmek mekruh olmaz.
Erkek : Ethem - Kız : Didem - Yemek : Şehriye çorbası, Taze fasulye, Makarna
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE