SOHBET - ALLAHÜ TEÂLÂYA ÎMÂN
Etrâfımızı beş duygu organımız ile tanıyoruz. His organlarımız olmasaydı, hiçbir şeyden haberimiz olmayacaktı. Kendimizi bile bilemeyecektik. Yürüyemeyecek, birşey yapamayacak, yaşayamayacaktık. Anamız, babamız olamayacak, var olamayacaktık. Rûhumuza tatlı gelen güzelleri göremiyecek, güzel sesleri duyamayacak, onları sevemiyecekdik. Allahımıza yalnız duygu organlarımız için, durmadan şükür etsek, şükrünü ödemiş olamayız.
Çevremize baktığımız zaman, cisimlerin yok olduklarını, başka cisimlerin meydana geldiklerini görüyoruz. Dedelerimiz, eski milletler yok olmuşlar, binalar, şehirler yok olmuş. Bizden sonra da başkaları meydana gelecek. Fen bilgimize göre, bu mu’azzam değişiklikleri yapan kuvvetler vardır. Allaha inanmayanlar, “Bunları tabiat yapıyor. Herşeyi tabiat kuvvetleri yaratıyor.” diyorlar.
Bunlara deriz ki, bir otomobilin parçaları, tabiat kuvvetleri ile mi bir araya gelmiştir? Suyun akıntısına kapılan, sağdan soldan çarpan dalgaların tesiri ile biraraya yığılan çöp kümesi gibi biraraya yığılmışlar mıdır? Otomobil tabiat kuvvetlerinin çarpmaları ile mi hareket etmektedir? Bize gülerek, “Hiç böyle şey olur mu? Otomobil, akıl ile, hesap ile, plân ile, birçok kimselerin, titizlikle çalışarak yaptıkları bir sanat eseridir. Otomobil, dikkat ederek, akıl, fikir yorarak, hem de trafik kâidelerine uyarak, şoför tarafından yürütülmekdedir.” demez mi?
Tabiattaki her varlık da, böyle bir sanat eseridir. Bir yaprak parçası, muazzam bir fabrikadır. Bir kum tanesi, bir canlı hücre, fennin bugün biraz anlıyabildiği ince sanatların birer meşheri, sergisidir. Bugün fennin buluşları, başarıları diye öğündüklerimiz, bu tabiat sanatlarından birkaçını görebilmek ve taklit edebilmektir. İslâm düşmanlarının, kendilerine önder olarak gösterdikleri, İngiliz doktoru Darwin bile, “Gözün yapısındaki sanat inceliğini düşündükçe, hayretimden tepem atacak gibi oluyor.” demişdir.
Bir otomobilin tabiat kuvvetleri ile, tesâdüfen hâsıl olacağını kabûl etmeyen kimse, başdan başa bir sanat eseri olan bu âlemi tabiat yaratmış diyebilir mi? Elbette diyemez. Hesaplı, plânlı, ilimli, sonsuz kuvvetli bir yaratıcının yaptığına inanmaz mı? “Tabiat yaratmıştır. Tesâdüfen var olmuştur.” demek, câhillik ve ahmaklık olmaz mı? Tam İlmihâl - Seâdet-i Ebediyye (Sayfa: 1040)
Erkek : Zeki - Kız : Zekiye - Yemek : Ezogelin çorbası, Sulu köfte, Pilav, Muhallebi
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE