MENKIBE - ÇÖLDE BİR ELMA
Yıl 1516. Osmanlı Ordusu, Mısır seferinde ve asker Sina Çölü’nü geçmek için hareket etmiştir. Birkaç gün öncesinde günlerce bahçelerden geçerler. Bir süre sonra çevrenin bereketli toprakları gerilerde kalır. Önce cılız otlar, sonra kavruk toprak. Derken uçsuz sahra. Beyin kaynatan bir güneş, taban yakan bir zemin. Ağza, burna, göze, hatta mataralara dolan ince kum.
Çölün ayan beyan hissedilmeye başladığı anlarda Yavuz Sultan Selim Hân, durur ve yanındakilere emreder:
- Bir elma getirin bana!
Vezirler şaşkındır.
- Aman efendim derler. Evvelce söyleseydiniz bahçelerden geçerken tedârik ederdik, ama şimdi ne mümkün?
- Ben anlamam. İcabında koca orduyu arayacak ve bir tane olsun elma bulacaksınız bana!
Çöl ortasında bir telaşdır başlar. Askerlerin bütün eşyaları didik didik aranır. Ama bir tane olsun elma bulunamaz. Haber Sultana ulaştığında bir vekâr ile secdeye kapanır.
- Sana şükürler olsun ya Rabbi! diye duâ eder.
Sonra vezirlerine döner:
- Eğer bir elma çıksaydı der, geri dönerdim!
Maksadı, askerler bahçelerden geçerken, meyvalara zarar vermiş mi vermemiş mi? Bunu öğrenmek ister. İşte Osmanlı Ordusu kul hakkından böylesine korkardı.
ZEKÂ BULMACASI - 20 ADET TOP
Bir suçluya 2 kutu ve 10'u siyah, 10'u beyaz olmak üzere 20 top verilir. Kral suçluya şöyle der: "Bu topları kutulara istediğin gibi yerleştirebilirsin, ben daha sonra senin yanına gelip kapakları kapatılmış bu iki kutudan birini seçeceğim. Bu kutudan gözlerim kapalı olarak da rastgele bir top seçeceğim. Seçtiğim top siyahsa öleceksin, beyazsa yaşayacaksın."
Siz olsaydınız yaşama şansınızı mümkün olduğu kadar arttırmak için topları kutulara nasıl koyardınız? (Cevabı yarın)
Erkek : Rauf - Kız : Rana - Yemek : Düğün çorbası, Tas kebabı, Pilav, Kavun
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE