HATIRA - İNGİLİZ CÂSUSUNUN İTİRAFLARI (2)
(Dünden devam) Ebû Hanîfe’yi hafife alır ve “Ben Ebû Hanîfe’den daha iyi biliyorum.” derdi. Ayrıca, Buhârî kitâbının yarısının bâtıl olduğunu iddia ederdi. Onunla çok yakın bir arkadaşlık kurdum. Dâima onu övdüm. Hattâ bir gün ona; “Sen Ömer ve Ali’den daha büyüksün. Peygamber şimdi hayatta olsaydı, onları değil seni halîfe tâyin ederdi... Ben, İslâmın senin elin üzerinde yenilenmesini ve yükselmesini umuyorum. İslâmı cihâna yayacak biricik âlim sensin!...” dedim.
Kurân-ı kerîmi, eski âlimlere göre değil, kendi fikirlerimize göre tefsir etmeyi kararlaştırdık. Necdli Muhammedin kadın istediğini biliyor ve ona bir kadın arıyordum. Bakanlığımız tarafından oradaki müslüman gençleri ifsât etmek için gönderilen İnrgiliz kadınlarından birini Safiyye ismi ile önce bir haftalık nikâh yaptık. Ben dışardan kadın içerden onu aldatmaya başladık. İçkinin haram olmadığına da inandırdık ve içirdik.
(Devamı yarın)
ŞİİR - SEN GİDİNCE
Seyyid Emin Garbi Amca’mın Aziz Rûhuna
Ahmet Sırrı Arvas
Yavaş yavaş silindi,
Bu deryada adımız.
Sen gidince kırıldı,
Kolumuz, kanadımız.
Kayıp gitti yıldızlar,
Ufkumuzda hüzün var.
Mezârın gül bahçesi,
Mahşer gününe kadar.
Bize pek değer verdin,
Can kattın dünyamıza.
N'olur özleyince gel,
Bekleriz rüyâmıza.
Cevherin ayarını,
Usta kuyumcu anlar.
Seni unutmayacak,
Büyüttüğün fidanlar.
Kim okşayacak şimdi,
Ağrıyan başımızı?
Sevgiyle kim silecek,
Akan göşyaşımızı?
Donar gülüşlerimiz,
Bölünür düşlerimiz.
Senin için duâda,
Titreyen ellerimiz.
Yüreklerde sızı var,
Yürekler cam kırığı.
Zaman içre diner mi,
İçimin hıçkırığı?
Üstüne gül kokusu,
Ne de güzel sinmişti.
Eden iki cihanda,
Seni aziz etmişti.
Burda tuttuğun gibi,
Orda tut elimizi.
Sevgiliye doğru koş,
Götür kâfilemizi.
O ne mutluluk öyle?
Gittin gerçek vatana.
Bizden de selâm söyle,
Oradaki Sultana!..
Erkek : Enis - Kız : Enise - Yemek : Ezogelin çorbası, Izgara Et, Pilav, Üzüm
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE