MAKALE....................... İSTANBUL SÖZLEŞMESİ (2)
Maksatları kadına şiddeti bitirmek değil, evlilikleri yok etmek, nikâhlı birlikteliği ortadan kaldırmak ve gençlerimizi sapkın ilişkilere yöneltmek olup bu girişimlerine tam hız devam etmektedirler. Kanunda; “Kadının beyanı esastır.” denilerek, daha baştan kadın haklı erkek suçlu kabul edilmiştir. Erkek kendini savunma fırsatını dahi bulamadan doğru veya yanlış bir beyanla evinden uzaklaştırılmakta böylece aileyi parçalamanın birinci adımı atılmaktadır. Eşler arasına husumet tohumu ekilmektedir. (Aileden uzaklaştırılan erkek, bir daha ailesine nasıl davranır?)
TC kanunlarında erkek kadın arasında bugüne kadar bir ayırım mı vardı? Açılan yol kadın ve erkeği birbirine düşman hâline getirmektedir. Bu kanun şiddeti bitirmeye değil çığ gibi arttırmaya yöneliktir. Hukukla değil, sadece bir beyanla kadın karşısında erkeğin suçlu ilân edilmesinin mantığı izah edilebilir mi?
Bu sözleşmede kadını boşanmaya ve aileyi bitirmeye yöneltecek adımlar da atılmıştır. Nitekim boşanma hâlinde tazminat ve ömür boyu nafaka vaadi, kadınları bu tehlikeli maceraya sürüklemektedir. Kanun çıktıktan sonra yapılan araştırmalar, bu kanunu kullanarak binlerce kadının, eşi tarafından fiziksel hiçbir şiddete maruz kalmadığı hâlde, kocalarını polis zoruyla evden attırdığını ortaya koymuştur. Zira böyle yüz kızartıcı bir hakarete veya iftiraya maruz kalan kocaları, ‘Genelde karısı sonradan pişman dahi olsa bile’ eve dönmeyip boşanma yolunu seçmektedir. Aktörler ise emellerine ulaşmış olmaktadır. Zira artık aile öldürücü darbeyi yemiş veya dağılmış, çocuklar ise perişan olmuştur. Hâlbuki şiddet erkeğe, kadına, geline, kaynanaya, torun veya dedeye özgü bir şey değildir. Şiddeti kim işlerse suçlu odur. Bir tarafın beyanını esas alıp diğerini hiç dinlemeden suçlu kabul etmek hangi hukuk kuralında vardır! Netice itibarıyla bu sözleşme metni Avrupa Konseyi’nin nesilleri mahvetmeye yönelik bir diktesidir. Bize kimlerin dayatması ile kabul ettirilmiş hâlen bir muammadır.
Bu sözleşme, dînimize, örfümüze ve aile yapımıza tamamıyla terstir. Zira kadının, kocasından işine gelmediği her söz ve beyanı, şiddet tarifinin içinde yer alabiliyor. Aynı durum oğlu veya kızı için de geçerlidir. Bin yıldır Müslümanlıkla yoğrulan milletim erkek erkeğe ve kadın kadına belediye nikâhlı evliliklere hazır olsunlar... Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil TÜRKİYE GAZETESİ 24.05.2019
Erkek: Necmeddin - Kız: Nurhayat - Yemek: Mercimek çorbası, Güveç, Havuç tatlısı.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE