Untitled Document

TARİH........... DESTANLARDA OĞUZ HÂN (1)

Oğuz Destanı; Türklerin kurdukları büyük devletlere ve Cihân İmparatorluklarına âit bir destandır. Türk töresinin kuruluşu, Oğuz Destanı’nın ana konusudur. Türk milleti ile Türk devletinin düzeni ve disiplini, Oğuz Destanı’yla özetle şöyle anlatılmıştır:
È   È    È
“Oğuz Hân doğduğunda, yüzü gök, ağzı ateş kızılı, gözleri al, saçları ise, kara idi! Gözleri ateşli, göğsü ise alevli idi!.. Oğuz Hân, 3 gün ve 3 gece annesinin sütünü emmedi. Annesinin rüyâsına girip, şöyle dedi: “Eğer sütünü emmemi istiyorsan, biricik Allaha inan ve itiraf et!” Annesi, gizli olarak Allaha îmân etti. Elini göğe kaldırıp, duâ etti ve şöyle dedi: “Ey Allahım! Bari ben biçâre kulunun sütünü, bu çocuğumun zevkine uydurup, tatlı kıl!” Oğuz, o anda annesinin göğsüne yapışıp, emmeğe başladı...
Ramazan ayında, ayın tam onbeşinde, Perşembe gününün Cuma akşamında, dolunaylı ayla güneşin kavşağında, soyu bütün bir asilden, dünyaya böyle geldi.
Bir yaşına gelende, bilekli bir bey oldu! İki yaşına gelende, bütün il ile denk oldu! Üç yaşına gelende, erkenden atına bindi! Akşama kadar, atından inmedi! Çağrılmadıkça, aş yemedi! Dört yaşına gelende, kara çamdan mızrağını attı... Oğuz Kağan, babasının tek oğlu idi. Çocukluğunda ve büyüme çağında, ergin oluncaya kadar, Allahı anıp, ona şükretti...
Babası, oğlu Oğuz’a ad vermek için büyük bir ziyâfet çekti. Herkes, boğazına kadar yediler. Oğuz Hân, bir yıl sonra, tıpkı İsa Peygamber gibi dili açılmış ve konuşmaya başlayarak, şöyle demişti: “Ben bir otağda doğduğum için, adımı Oğuz koymak gerekir!” Oğlanın böyle konuşup, kendi adını vermesine, herkes şaşırdı. Hân, oğlunun beline bir kılıç bağlayıp; “Adı Kılıç Arslan olsun!” dedi... Birkaç yıl geçtikten sonra Kılıç Arslan bülûğ çağını geçip, delikanlı oldu...                                (Devamı yarın)



Erkek: Rıfkı - Kız: Burcu - Yemek: Un çorbası, Haşlama et, Bulgur pilavı, Karpuz.

Featured Image 01