Untitled Document

HİKÂYE.............. ZAMANIMIZDAKİ EVLİLİKLER

Genç erkeğe annesi sorar: 
- Oğlum, nasıl bir kız istersin? 
- Fark etmez anne. Çalışan birisi olsun. Ben nasıl ev geçindireyim? O da çalışırsa, birimizin maaşı elektrik, su, ev kirası vs. Birimizinki de boğazımıza, kılık kıyafete falan ancak yeter. 
- Çok iyi düşünmüşsün oğlum. Sen çalışacaksın da, o mu yiyecek, o da çalışsın tabii. 
Bunun gibi konuşmalardan sonra, aranılan özelliklerde kız bulunur, nişan, düğün, balayı falan derken, kısa bir zaman sonra evde ilk hoşnutsuzluklar başlar:  
- Bana yazık değil mi? Hani hayat müşterekti, hani sen de bana evde yardım edecektin? Geldiğim gibi mutfağa giriyorum, yemek, bulaşık, evin toplanması bıktım artık. Sen yoruluyorsun da, ben yorulmuyor muyum? Aile geçiminin daha ağır yükü; “Hayat müşterektir.” adı altında bana yükleniyor. Ben de senin gibi gelir gelmez elime kumandayı alıp, televizyonun karşısına geçsem aç kalırız aç!..
- Yapacaksın tabii, sen kadınsın, ben mi yapacağım yemeği, ütüyü? Çok konuşma!
Çocuk olsa her şey yoluna girer, diye düşünülür. Olunca hayat içinden çıkılmaz bir hâl alır. 
- Çocuğa kim bakacak? Annelerimiz yaşlı ve hasta. En iyisi bir kreş bulalım, kreşe verelim çocuğu. 
Tavsiyelerle bir kreş bulunur, çocuk kreşe verilir, annenin aklı yavrusunda, bütün gün; “Ne yaptı, ne yedi, ateşi de vardı, nasıl oldu acaba?..” Bütün bu sorular, düşünceler ve annenin gizliden çektiği; ama söyleyemediği bir vicdan azabı, bir suçluluk duygusu içini hep kemirmektedir. Aslında hesap ortada, onun aldığı para kreşe, kendi özel ihtiyaçlarına kullandığı makyaj malzemesine ancak yetmektedir. 
Sabahın erken saatinde kalkıp hazırlanmak, çocuğu uyurken onu uyandırmak, bütün gün iş yerinde; “Akşama ne pişireyim, çocuk nasıl?” gibi düşüncelerle boğuşmak.
Mesai bitip de eve gelindiğinde aynı tempo devam etmekte, çocukla ilgilenmeye vakit kalmadan bakılır ki, çoktan gece yarısı olmuş. Bir kenarda sizin gelmenizi kendisiyle ilgilenmenizi beklerken uyuya kalan yavrunuzu kucaklayıp, buruk bir öpücükle yatağına yatırırsınız.
İşte böyle; bütün birgün koşuşturup dururken bir de bakılır ki, ömür geçmiş, çocuklar büyümüş; ama farkına bile varılamamış, ne eski güzellik, ne eski sağlık, ne de, artık bu meselelerle başa çıkacak güç kalmış.
(dinimizislam.com)



Erkek: Nasuh - Kız: Nilgün - Yemek: Bamya çorbası, Biber dolması, Salata, Sütlâç.

Featured Image 01